Telekomünikasyon Sektörünün Yapay Zeka ile Dönüşümü


KPMG Türkiye Veri, Analitik ve Dijital Direktörü Çisel Ulusoy, Vodafone CEO’su Engin Aksoy ile birlikte telekomünikasyon sektörünün yapay zeka ile dönüşümü hakkında konuştular. Ulusoy ve Aksoy şunları söylediler:

Çisel Ulusoy: Yapay zekanın sektörleri nasıl dönüştürdüğüne dair görüşlerine ve değerlendirmelerine başvurmak üzere Vodafone’un CEO’su Sayın Engin Aksoy bugün dijital stüdyoda bizimle olacak. Çok teşekkür ederiz Engin Bey, davetimizi kabul ettiğiniz için. Nasılsınız?

Engin Aksoy: Teşekkür ederim. İyiyim. Sağ olun. Siz de iyi misiniz?

Çisel Ulusoy: Biz de iyiyiz. Çok teşekkürler. Çok hızlı bir dönüşümün içinden geçiyoruz. Gerçekten her gün yeni bir yeniliğe uyanıyoruz diye konuşuyoruz hep kendi aramızda da. Belki de tarihinde ilk kez aslında bir teknoloji bireysel kullanıcının hayatına bu kadar hızlı girdi. Kurumlardan önce girdi. ChatGPT ilk 1 milyona 5 günde ulaştı. Tabii kurumlar da bu yeni yetkinliğin nasıl bir büyüme motoruna dönüşeceği, nasıl verimlilik artıracağına dair çok iştahlı bütün sektörlerde. Biz bugün sizle aslında telekomünikasyon sektörü özelinde siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Biraz onları konuşmak istiyoruz. Şimdi zaten aslında bir süredir bu dijital dönüşümle beraber Telekom operatörleri hani sadece böyle bir iletişim sağlayıcı, altyapı sağlayıcı olma rolünden çıktı. Orayı terk ederek biraz daha böyle iş ortaklığı rolüne doğru evrilmeye başladı. Vodafone’da da biliyoruz işte Max’le, 5G ile dijital dönüşüm projelerine katkı sağlıyorsunuz. İşte OpenAI ile yeni bir işbirliğiniz oldu. Biraz daha bu yapay zekanın demokratikleşmesine katkıda sağlamak için önemli bir adım. Hem aslında bu biraz OpenAI ile işbirliğinizden bahsedip hem de siz Vodafone olarak sizce bir Telco firmasının aslında buradaki yeni rolü neye evriliyor? Nasıl değerlendiriyorsunuz? Biraz bahseder misiniz?

Engin Aksoy: Bizim yaptığımız iş aslında bağlantı olmanın çok ötesine geçti. Yani sadece insanları bağlamanın aslında çok ötesine geçti. Veriyi, cihazları, süreçleri, kurumları ve ekosistemleri birbirine bağlayan yeni ekonomik düzenin aslında bir nevi işletim katmanı haline geldik. Dolayısıyla biz de artık kendimizi sadece bir iletişim sağlayıcı olarak görmüyoruz. Tüm bu bağlantıları sağlayan platform olarak görüyoruz. Bağlantı tabii ki bizim temel gücümüz ama artık bağlantı tek başına bir son ürün değil. Aslında bu teknolojileri kullanarak ekonomik ve sosyal hayatın dönüşümünü sağlayan görünmez bir omurga diye tanımlayabilirim. Bu nedenle biz de Vodafone’u en doğru şekilde bu bağlantıyı, veriyi, güvenliği, bulutu, yapay zekayı, IoT’yi hepsini birbirine bağlayan, bu dönüşümü mümkün kılan bir teknoloji şirketi haline getiriyoruz. Son 30-40 yıla baktığımızda da aslında şunu görüyoruz. Tek bir teknoloji dünyayı değiştirmedi. Bu teknolojilerin birbiriyle konuşması dünyayı değiştiriyor. Bugün bir örnek vermek gerekirse veri merkezlerinden konuşuyoruz ama siber güvenlik olmasa veri merkezleri ve bulut teknolojileri çok anlamsız kalabilir. Mobilite olmadan IoT anlamsız kalır. Yapay zeka keza aynı şekilde arkasında çok güçlü bağlantılar gerektiriyor. Dolayısıyla tüm bu teknolojilerin aslında birbirine bağlanması gerekiyor. Yani artık sadece insanları değil tüm bu teknolojileri de birbirine bağlamamız gerekiyor. Bunların aslında her biri ayrı ayrı önemliydi ama kırılmanın yaşandığı an bunların birbiriyle çalışmaya başladıkları an oldu. Çünkü bu çağın ön koşulu aslında cihazları, insanları, süreçleri ölçeklendirerek birbirine bağlayabilmek. Bağlantı teknolojileri de bu son 30-40 yıllık eksponansiyel dönüşümün omurgasını oluşturuyor. Bugün tabii yapay zeka çok konuşuluyor. En yeni teknoloji yapay zeka diyebiliriz. Yapay zekayı da gerçekten ölçeklendirebilir kılan ve gerçekten çıktı üretebilir hale getiren de yine çok güçlü bağlantılar, veri işletme kapasiteleri, düşük gecikme süreleri, güvenlik, edge, bulut mimarisi gibi başlıklar. Biz de tabii bu yapay zeka sizin söylediğiniz gibi bireylerin de hayatını en hızlı dönüştüren teknolojilerden birisi bugün. Birincisi biz de müşterilerimizin yapay zekaya daha rahat ulaşabilmeleri için ChatGPT ile yaptığımız bir anlaşmayla 12 ay boyunca tüm müşterilerimize internetlerinden yemeden bu ürünü sunuyoruz. Hatta ilk 3 ayda da müşterilerimize ChatGPT Go’yu ücretsiz olarak sunuyoruz. Biz aslında artık yalnızca iletişimi yöneten değil, tüm bu teknolojilerin orkestrasyonunu yapan bir şirket haline geldik. Kurumsal tarafta baktığımızda bugün aslında sağlıktan, lojistiğe, perakende sektöründe pek çok farklı sektörde iş yapış şekilleri çok temelden dönüşüyor. Bir taraftan yapay zeka tabanlı çözümler var. Bu çözümlerin hepsi daha sezgisel ve daha akıcı deneyimleri de ortaya koyuyor. Biz de burada işte MAX gibi, özel mobil şebekeler gibi, 5G kapsama liderliği gibi pek çok alanda kendimizi güçlendirerek bu dönüşümün ana oyuncularından birisi olmayı hedefliyoruz.

Çisel Ulusoy:  Çok teşekkürler. İşte değer kısmı tabii burada devreye giriyor. Hani bu konuştuğumuz kısımda kurumların çok iştahlı olduğundan, herkesin aslında yapay zeka ile ilgili ne yapabilirim sorusuna cevap aradığından bahsettik. Bizim bir araştırmamızda bu KPMG’nin çeyreklik dönemlerde yaptığı 2026 AI Pulse survey’de sadece kurumların %8’i yatırımın geri dönüşünde belirgin bir gözlem geri bildirebilmiş ama benzer bir araştırmada da aslında CEO’ların %88’i önümüzdeki sene buraya ciddi anlamda bir yatırım da planlamış. Tabii kafalarda şimdi dolayısıyla soru işareti. Bunu yapıyoruz ama buradan nasıl bir kazanç elde edeceğiz? Çünkü artık soru şeyde değil. Hani yapay zekayla şunu yapabilir miyiz değil de bunu yapmalı mıyız? Peki bunu yaptığımızda ne oldu? Her şey yapılabildiği için artık sizce değer yaratan etkiyi somutlaştıran en kritik konular neler? Siz bir değer elde etmeye başladınız mı? Geri dönüşünü almaya başladınız mı?

Engin Aksoy: Evet. Tabii biz uzun zamandır burada bir katman katman örüyoruz ve bugün de önemli çıktılarını görüyoruz. Yapay zeka sadece bir teknoloji değil, bir iş dönüşümü olarak ele almak gerekiyor. Küçük başlayıp hızlıca ölçeklendirmek gerekiyor ve güçlü yönetim yapıları kurup organizasyondaki kültürel dönüşümü de gerçekleştirmek gerekiyor. Bugün hangi danışmanla da veya hangi teknoloji sağlayıcıyla da konuşursanız konuşun yapay zeka bunları olmadan istediğiniz sonuçları vermiyor. Yani bu bir kültürel dönüşüm mutlaka gerekiyor. Hızlı ölçeklendirebilmek gerekiyor. Mutlaka farklı alanlarda pilot yapabilmek gerekiyor. Diğer yandan tabii ki tüm bunların amacı yapay zeka kullanarak önemli çıktılar elde edebilmek. Gerçek değerde aslında hızı arttırabilmek, kendi karar verme yetkilerimizi güçlendirebilmek, yönetimimizi güçlendirebilmek. Bu şekilde de müşteri deneyimini iyileştirmek. Bunu başardığınız zaman zaten gelir veya maliyet veya da ikisine birden faydayı görmeye başlıyorsunuz. Gelir katkısında, müşteri kaybının takibinde, süreçlerin kısalmasında, hata oranlarının düşmesinde pek çok göstergeyi şirketlerin tabii ki yapay zeka ile beraber kullanması gerekiyor. Biz de kendi içimizde her birisi için bir ölçümleme kullanıyoruz. Bu böyle bir günde oluşan bir şey değil. Katman katman inşa ettiğimiz bir süreç diyebilirim. Biz buna aslında verinin görünürlüğü ile başladık ve raporlama kabiliyetlerini geliştirerek başladık. Veri görünürlüğü dediğimiz zaman yapay zekayı verimli kılabilmek için en önemli şey elinizdeki verinin yüksek ve kaliteli olması tabii ki. Biz bugün Vodafone içerisinde her bir fonksiyonda bir data governance’a sahibiz. O fonksiyona ait tüm verilerin kaliteli olduğunu, en güncel olduğunu ve yeteri seviyede olduğundan sorumlu olan bir arkadaşımız var. Çünkü bunu yapmadan gerçekten yapay zekadan yüksek verim alabilmek çok mümkün değil. İkinci tarafı da tabii bununla beraber raporlama ve analiz kabiliyetlerini geliştirebilmek. Ardından da öngörü üreten modellere geçtik. İşte müşteri kazanım tahminleri, müşteri kayıp tahmini, gelir artırma tahminleri, ticari karar, destek sistemleri gibi pek çok süreci kurguladık. Sonraki aşamada da aslında yapay zekayı doğrudan karar verme süreçlerimizin içerisine koyduk. Bugün Vodafone içerisinde 100’den fazla yapay zeka modelini kullanıyoruz. Ticari fonksiyonlardan insan kaynaklarına, finanstan, müşteri hizmetlerine kadar her alanda aslında yapay zeka hayatımızın içerisinde. En büyük dönüşüm tabii ki ticari tarafta gerçekleşti. Bugün biz müşteri bazımızın yönetiminde, müşteri değer yönetiminde daha önce segment bazlı tekliflerimizi artık eş zamanlı ve kişiselleştirilmiş tekliflere dönüştürdük. Bunun da ana motoru yapay zeka oldu. Vodafone’da bugün aslında tüm müşterilerimize çıktığımız tekliflerin tamamı yapay zeka tarafından üretiliyor ve kişiselleştirilmiş olarak üretiliyor. Ve bunların hepsi de eş zamanlı. Bu ne demek? Aslında müşterinin dün yaşadığı deneyimi dahi dikkate alarak bunu yapıyoruz. Tabii bunu yapabilmek için de anlık verinin oraya akması, yeterli verinin oraya akması ve güncel verinin oraya akması lazım. Çok basit bir örnek vereyim. Dün değiştirdiğimiz tarife ile ilgili bilgi içerideki veri setinde güncellenmediyse eski tarifede kalıyorsa tabii ki yapay zekanın çıktısı ona göre değişebiliyor. Dolayısıyla bu data governance tarafının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tüm bunlarla beraber yapay zeka bize doğrudan gelire ve maliyetlere etki ediyor. Bugün EBITA’mızın %6’sı yapay zeka katkılı. Yani yapay zeka olmasaydı, yapay zekayı etkin kullanmasaydık bugün EBITA’mız %6 daha az olurdu. Ben bu yıldan başlayarak bu oranların çok daha da fazla artacağını düşünüyorum. Yapay zekayla ilgili bizim yaklaşımımız aslında çok net. Beklediğimiz ölçüde değer üretmiyorsa pilot olarak kalır. Değer üreteceğini gördüğümüzde veya hissettiğimizde bunu da ölçeklendiririz. Yani teknoloji var kullanalım mantığıyla değil de tabii ki değer üretmesi mantığıyla kullanıyoruz. Zaten bugün yapay zeka da bedava değil. Maliyet de var. Bu maliyetini de göz önüne alarak buradan en yüksek geliri veya dönüşümü elde etmeye çalışıyoruz. Yani ihtiyacı tespit ediyoruz. Nerelerde fayda sağlayabilir? Bunu iyi analiz ediyoruz ve bununla beraber de önce pilotla başlayıp daha sonra da ölçeklendiriyoruz. Burada mesele aslında teknolojiyi kullanmak değil. O teknolojiyi kullanarak değer üretebilmek diyebilirim.

Çisel Ulusoy:  Çok teşekkür ederiz. Aslında siz de bahsettiniz. Yapay zeka gerçekten teknolojik bir dönüşüm değil sadece. Bu dönüşümün içerisinde dört önemli etkinleştirici var. Bir tanesi teknoloji ve data, bir tanesi insan iş gücü yani. Bir tanesi güven, diğeri de değer yaratmak. İnsan bu işin çok odağında oturuyor. Çünkü aslında asıl etki temelden iş gücüne doğrudan yansıması. Dolayısıyla işte insan kaynaklarının iş alımı politikalarından tutalım da performans ölçümüne kadar ciddi bir etki öngörüyoruz biz burada. Buralarda baştan bir tasarım gerektiğini düşünüyoruz yönetişim yapılarını kurgularken. Şimdi dolayısıyla sizce hem liderlere düşen rol burada ne? Hem de liderlik nasıl dönüşüyor? Yani bu organizasyon içerisinde bambaşka bir şapkası olmalı sanki liderlerin. Bunu nasıl tarif edersiniz?

Engin Aksoy: Evet. Yapay zeka bir teknoloji olmanın dışında dönüştürücü, daha doğrusu teknoloji olmanın çok ötesine dönüştürücü etkiye sahip. Bu da ancak kültürel dönüşümle mümkün. Bugün iş yapı şekillerimiz değişti, karar alma şekillerimiz değişti, karar alma hızımız değişti, karar alma kalitesinden beklentiler değişti. Bu nedenle aslında liderlerin de rolü tüm bu süreçleri dönüştürürken, buradaki insan faktörünü de göz önüne alıp oradaki kültürel dönüşüme de liderlik edebilmek. Bu araçların yani yapay zeka gibi yeni araçların nerelerde değer üretebileceğini doğru tespit edebilmek. Tüm bu dönüşümü sağlarken de hem güvenli hem de tabii etik bir zeminde yönetmek ve organizasyonu bu değişime hazırlamak. Liderliğin temel unsurlarına baktığımızda ben o unsurların çok değiştiğini düşünmüyorum ama aslında eskisinden çok daha fazla veriye sahibiz. Dolayısıyla buradaki etkimizin daha artabileceğini düşünüyorum. Liderliğin en önemli unsurları empati, etik muhakeme, veri okuryazarlığı ve dönüşüm liderliği. Tüm bu unsurlar aslında eskiden de vardı ama şu anda yapay zeka gibi teknolojilerle, elimizdeki büyük veriyle bu alanlardaki etkimiz daha arttı. Öte yandan da riskler de arttı. Kuralları çok daha iyi yönetebilmemiz gerekiyor. Yani eskiden de veriye dayalı karar alabilmek önemliydi ama sezgilerimizi daha da fazla kullanıyorduk. Veri dediğimiz işte iki günde bir bir satış raporu almak olabiliyordu. Bugün anlık raporları ve sadece satış raporu gibi raporları değil binlerce veri setinden oluşan çok farklı dataya ulaşabiliyoruz. Bu güzel bir şey. Karar kalitemizi arttıran bir şey ama bunları etkili kullanabilmek, hızlı kullanabilmek gerekiyor. Empati eskisinden daha önemli bir hale geldi. Eskiden de liderliğin önemli unsuruydu ama daha önemli bir hale geldi. Çünkü yeni teknolojiler bir yandan insanların işlerini kolaylaştırıyor. İnsanlara yeni yetenekler kazandırıyorken öte yandan da bazı endişeler yaratıyor ve bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Yapay zekanın etik kullanımı veya sorumlu kullanımı gibi yapay zeka kararları hızlandırıyor, seçenekleri çoğaltıyor, içgörüleri arttırıyor. Ama tüm bunların yönünü, anlamını ve sınırlarını hala liderler belirliyor. O nedenle geleceğin liderleri de bence daha çok soru soran yani aslında her şeyi bilmek değil de çünkü bilgiye ulaşmak internetle beraber kolaylaşmıştı. Şimdi yapay zeka ile beraber sadece bugünün bilgisine değil geleceğin öngörülerine de ulaşabildiğimiz için bilgiyi nasıl kullandığınız daha çok soru sormak daha az kontrol edip daha fazla inisiyatif vermek, netlik ve yön sağlamak tabii ki daha değerli hale geldi. Bu yapay zekanın sunduğu alternatiflerin hepsini uygulamakla değil, bazılarını bir portföy olarak tutmak, zamanı geldiğinde sorgulamak veya uygulamak da önemli. Biz neleri sormamız lazım? Hani yapay zekayı kullanırken büyük stratejik fırsatlar nelerdir? Gerçekten değer yaratacak şekilde ölçeklendirebilmemiz mümkün mü? Maliyeti nedir? Riskleri nedir? Doğru yapımız var mı? Bunların hepsini sorgulayabilmemiz tabii ki çok önemli. Organizasyon içerisinde de bu kültürel dönüşümü yaratabilmek için tabii ki pek çok adım attık. Elimizde insan kaynağı var. Tabii ki bunlar çok farklı fonksiyonlara dağılmıştı. Biz tüm bu ekipleri bir araya getirdik. 70 kişiden oluşan bir büyük veri ve yapay zeka ekibimiz var. Bunları merkezi bir fonksiyon halinde topladık ve direkt bana bağlı olarak çalışıyorlar. Böylelikle önceliklendirmeleri, şirket içerisindeki önceliklendirmeyi daha doğru yapabilmemiz mümkün oluyor. Ayrıca bu arkadaşlarımızın da tüm fonksiyonların, ihtiyaçlarını daha doğru anlayabilmelerini sağlıyor. Şirkete de hangi projelerin ne kadar daha fazla katkı getirebileceğini daha iyi anlamalarını da aynı şekilde sağlıyor diyebilirim. Bunun dışında bir AI governance modeli kurduk. Bir AI board kurduk. Bu boardda aslında hem teknik yetkinlikleri, gerekli yatırımları ve önceliklendirmeyi insan tarafında da kültürel değişimin nasıl alındığını bir nevi yönlendiriyor veya denetliyor diyebilirim. Tabii bunu tüm organizasyona yaymak gerekiyor. Sadece bir ekip kurmak ve bir governance yapısı kurmak yeterli değil. Kültürel dönüşüm için bunun tüm organizasyona yayılması gerekiyor. Biz orada da AI Champions diyoruz. Her fonksiyonun içerisinde AI champions’lar var. Onlar da şirket içerisinde çok eğitime yatırım yapıyoruz. Özellikle yapay zeka tarafında tüm çalışma arkadaşlarımız bu eğitimden yararlanıyor. Ama özellikle bu işe gönüllü olan arkadaşlarımız daha derin bir eğitim alarak kendi fonksiyonlarındaki AI Champions oluyorlar. Bu kişiler neyi sağlıyor? Aslında o fonksiyonda yapay zeka nerelerde daha fazla fayda sağlayabilir? Kullanmanın maliyeti karşılığında getirisi neler olabilir ve teknolojinin hangi kapıları açabileceğini kendi çalışma arkadaşlarıyla paylaşıyor. Bir nevi de onların eğitmeni gibi de oluyor diyebilirim. Yani bu böyle çok katmanlı bir yapıyla tüm organizasyona da yaydığımızı söyleyebilirim.

Çisel Ulusoy: Kullanım alanlarından biraz bahsettiniz aslında bir önceki soruda. Ben de hem müşteri deneyimi hem de süreçler tarafında haberdarım. Hani belli kullanım senaryolarında yapay zeka aktif kullandığınızda ama siz en çok etkiyi nerede görüyorsunuz şu anda kullandığınız yerlerde?

Engin Aksoy: Evet. Biraz da daha erken başladığımız için müşteri yönetimi tarafında diyebilirim hem kişiselleştirilmiş teklifler çıkabilmemiz hem bu Omni Channel’ı hayata geçirebilmiş olmamız yani bir müşterinin tüm kanallardan aynı kalitede servis alabilmesi, hepsinden aynı tekliflere ulaşabilmesi bizim çok önceden yaptığımız bir iş ve yapay zekalı da bunu destekleyerek tüm müşterilerimize kişiselleştirilmiş teklifler çıkabiliyoruz. Tabii bu bize en fazla katkı getiren konu oldu. Biraz da uzun zamandır bunun üzerine yatırım yaptığımız için bizim müşteri asistanımız Toby var. Toby Chat bugün tamamen yapay zeka destekli olarak çalışıyor. Oradaki tüm sohbetler yapay zeka tabanlı müşteri sınırım tarafından karşılanıyor. Bugün 7 milyonu aşkın tekil kullanıcısı var. Her ay 7 milyondan fazla kişi Toby Chat’i kullanıyor. Milyonlarca conversation var. Bunların tamamı yapay zeka tarafından cevaplanıyor ve burada doğru cevaplama oranı ve müşteriyi tatmin etme oranı %95’lere ulaşmış durumda. Biz bunun %100’e de yakın zamanda ulaşacağını düşünüyoruz. Aynı zamanda sesli yanıt sistemlerimize de entegre etmeye başladık. Daha önemlisi aslında binlerce müşteri danışmanı arkadaşımız var. Müşteri danışmanlarımız da müşterilerden gelen çağrılarda aslında yapay zeka sistemlerinden destek alarak cevap verebiliyorlar. Çünkü çok fazla ürünümüz var. Müşterilerimizin çok farklı talepleri, yorumları veya şikayetleri olabiliyor. Bunları doğru karşılamak adına bir nevi yapay zeka onlara asistanlık yapıyor. Onların yerine cevap vermiyor ama onlara asistanlık yapıyor. Öte yandan da altyapımızı kontrol ederken de bugün Türkiye’de 30.000’e yakın baz istasyonumuz var. Tüm bu baz istasyonlarındaki olası arıza, kesilme gibi aksaklıkları prediktif AI ile biz öncesinden tahminliyoruz ve ona göre de aksiyon alıyoruz. Yine altyapı yatırımlarımızı yaparken de yapay zekanın tahminleme metotlarını kullanarak doğru yerlere doğru yatırım yapmayı hedefliyoruz. Gerçekten yüzlerce örneği var ama en fazla geri dönüşüm olan alanlar bunlar diyebilirim. Farklı alanlar olarak söyleyeyim. Öte yandan tabii IT tarafında kodlamada çok yaygın kullanıyoruz. Her alanda kullandığımızı söyleyebilirim.

Çisel Ulusoy: Çok teşekkürler. Son olarak siz bir konuşmanızda aslında bu dönüşümü sanayi devrimiyle böyle benzerlikte bir değişim dönüşüm süreci olarak tanımlamıştınız. Sizce içinde olduğumuz bu dönemi o zamandan ayrıştıran temel özelliği ne? Daha mı derin? Daha mı hızlı? İkinci olarak da devamında. Sizce bu süreçte bu dönemin kazananları kimler olacak? Nelerle ön plana çıkacaklar?

Engin Aksoy: Öncelikle sorunun tabii hem hızlı hem daha derin ama daha derin olması herhalde daha değerli diye düşünüyorum. Öte yandan da yayılma hızı da çok önemli. Sanayi devrimi, tarım devrimi, bunlar insanlığı dönüştürdü. Fakat yayılmaları çok zaman aldı. Bir ülkede başladı. İşte sanayi devrimi İngiltere’de başladı. Diğer ülkelere yayılması bir zaman aldı. Fakat teknolojinin yayılması inanılmaz hızlı. Yapay zeka bir ülkede başladı ve diğer ülkelere yıllar içerisinde yayıldı diye bir şey yok. Aynı günün içerisinde tüm dünyaya yayılıyor. Teknolojinin de farkı burada. Dolayısıyla tüm insanlığın dönüşümüne etkisi daha fazla. Öte yandan daha derin sanayi devrimi veya tarım devriminde daha çok fiziksel bir unsur vardı. Makineler vardı. Fakat burada insana dokunuyor ve sadece fiziki işi yapmıyor. Aynı zamanda sizin karar alma görevinizi, karar almayı destekleme fonksiyonunu yerine getiriyor. Dolayısıyla aslında insanla iletişimi yapay zekanın çok daha fazla diğer devrimlerden. Bu da onu farklı kılan özelliklerden birisi. Yani kendimizi nasıl tanımlamaya başladığımızı da değiştirdi. İnsana öyle bir etkisi de oldu. Yani ben kendi mesleğimde neyi artık farklı yapmalıyım veya benim rolüm nasıl değişti veya gelecekteki mesleklerin değişimi nasıl olacak gibi pek çok soruyu da beraberinde getiriyor. Dolayısıyla insanlığa etkisinin de daha fazla olduğunu düşünüyorum. Yani insanların aslında kararlarının kaynağını nasıl gördüğü ve kendi rolünde sorguladığı bir döneme giriyoruz. Bu süreçte tabii bizim kendimize sorduğumuz sorular da farklılaşıyor. Benim rolüm ne olacak? Bundan sonrasını nasıl yönetmeliyim? Nasıl bir liderlik bizi bekliyor veya bize düşüyor gibi pek çok soru var. Bunların hepsinin belki bugün kesin cevapları yok ama kesin olan şey şu. Yapay zekanın oldukça büyük bir dönüştürücü etkisi var ve bu artık bir zorunluluk. Etkili kullanan bu dönüşümü kültürel dönüşümde yapabilen ciddi bir sıçrama yaşayacak. Bugün bazı tartışmalarda şunu da görüyoruz. Mesela beklenen sıçramayı henüz yaratmadığı veya bazı yerleri yaratmadığı da tartışılıyor veya maliyetleri tartışılıyor veya ne kadar büyük olabileceği tartışılıyor. Hatta bir balon mu diye tartışılıyor. Ben bu tartışmaların hiçbirine katılmıyorum. Daha yolun çok başlangıcında olduğumuzu düşünüyorum ve yapay zekanın bugünkü potansiyeliyle dahi hayatımızı iş yapı şekillerini çok dönüştürdüğünü düşünüyorum. Rutin tekrarlı ve düşük katma değerli hizmetleri insan hayatından çok yakında tamamen çıkartabileceğini düşünüyorum. Kazananlar kim olacak diye sordunuz. Burada birincisi teknolojinin dönüştürme gücüne inanıp buna sahip çıkanlar. Yani gerçekten neyi dönüştüreceğine sahip çıkanlar ve teknolojiyi anlayanlar. İkincisi tabii etik bir muhakeme ve güvenilir bir yönetişim önemli diye düşünüyorum. Üçüncüsü, insanların yön verme kapasitesini ve seçim yapma kapasitesini koruyabilmesi. Dördüncüsü de bu yeni çağda anlam üretebilen kurumlar inşa edebilmek önemli olacak ve bunlar kazananlar olacak diye düşünüyorum. Yapay zeka sadece bir teknik yarış değil. Bir nevi bir entelektüel bir uğraş da diyebilirim. Nasıl bir insan olmak istiyoruz? Nasıl kurumlar inşa etmek istiyoruz? Verimlilik nasıl sağlanacak? Hangi kararları makinelere devredeceğiz? Bunların hepsi önümüzdeki dönemin önemli soruları. Ama bunlar için bugün başlamak gerekiyor. Çünkü teknoloji dediğim gibi bir kültürel dönüşüm ve kültürel dönüşüm de zaman alıyor. Biz büyük veriye ve bu örnek veriyorum Omni Channel’a yaptığımız yatırımın geri dönüşünü belki 3-4 yılda almaya başladık ama o dönemler başlamasaydık bu çok daha uzun sürecekti. Yani kültürel dönüşümü yapmak gerekiyor. Teknolojiyi kademe kademe inşa etmek gerekiyor. Sonra ölçeklendirmek gerekiyor. Dolayısıyla bu bir süreç. Kimse buna geç kalmamalı ve bir an önce bu kültürel dönüşümü başlatmalıyız diye düşünüyorum.

Çisel Ulusoy: Çok teşekkür ederiz Engin Bey. Gerçekten çok kıymetli cevaplar verdiniz. Çok keyifli bir sohbet oldu.

Engin Aksoy: Ben teşekkür ederim.

Yapay Zekanın Telekomünikasyon Sektöründeki Dönüştürücü Gücü

Yapay zeka, günümüz dünyasında birçok sektörde köklü değişikliklere yol açıyor. Telekomünikasyon sektörü de bu dönüşümden nasibini alıyor. Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy’un da belirttiği gibi, yapay zeka teknolojisi, sadece bireysel kullanıcıların değil, aynı zamanda kurumsal yapıların da iş yapış biçimlerini kökten değiştiriyor. Bu değişim, telekomünikasyon şirketlerinin sadece iletişim sağlayıcısı olmaktan çıkıp, daha geniş bir teknoloji platformu haline gelmelerine olanak tanıyor. Yapay zeka, veri analizi, müşteri ilişkileri yönetimi ve süreç optimizasyonu gibi alanlarda büyük avantajlar sunuyor. Bu makalede, yapay zekanın telekomünikasyon sektöründeki etkilerini ve bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini inceleyeceğiz.

Yapay Zekanın Telekomünikasyon Sektöründeki Rolü

Telekomünikasyon sektörü, yapay zekanın sunduğu olanaklarla birlikte büyük bir dönüşüm geçiriyor. Engin Aksoy’un da belirttiği gibi, yapay zeka, veri, cihazlar, süreçler ve ekosistemleri birbirine bağlayan bir işletim katmanı haline gelmiş durumda. Bu, telekomünikasyon şirketlerinin sadece iletişim sağlayıcısı olmaktan çıkıp, daha geniş bir teknoloji platformu haline gelmelerine olanak tanıyor. Yapay zeka, veri analizi, müşteri ilişkileri yönetimi ve süreç optimizasyonu gibi alanlarda büyük avantajlar sunuyor.

Yapay Zekanın Müşteri Deneyimine Etkisi

Yapay zeka, müşteri deneyimini kişiselleştirme ve iyileştirme konusunda büyük bir potansiyele sahip. Vodafone, yapay zeka destekli müşteri asistanı Toby ile müşterilerine daha hızlı ve etkili hizmet sunuyor. Toby, müşteri taleplerini anında yanıtlayarak, müşteri memnuniyetini artırıyor. Ayrıca, yapay zeka sayesinde müşterilere kişiselleştirilmiş teklifler sunulabiliyor, bu da müşteri bağlılığını artırıyor.

Yapay Zekanın İş Süreçlerine Etkisi

Yapay zeka, telekomünikasyon sektöründe iş süreçlerini daha verimli hale getiriyor. Vodafone, yapay zeka ile altyapı yatırımlarını optimize ediyor ve olası arızaları önceden tahmin ederek, kesintisiz hizmet sunuyor. Bu, hem maliyetleri düşürüyor hem de hizmet kalitesini artırıyor. Ayrıca, yapay zeka destekli analizler sayesinde, şirketler daha hızlı ve doğru kararlar alabiliyor.

Yapay Zekanın Kültürel Dönüşüme Etkisi

Yapay zeka, sadece teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Engin Aksoy’un da belirttiği gibi, yapay zeka, liderlerin ve çalışanların iş yapış biçimlerini değiştiriyor. Bu dönüşüm, organizasyonların daha esnek ve yenilikçi olmalarını sağlıyor. Yapay zeka, liderlerin daha empatik ve veri odaklı kararlar almasına olanak tanıyor.

Yapay Zekanın Geleceği ve Kazananları

Yapay zeka, gelecekte telekomünikasyon sektöründe daha da büyük bir rol oynayacak. Bu süreçte, teknolojiyi etkin bir şekilde kullanan ve kültürel dönüşümü gerçekleştirebilen şirketler kazananlar olacak. Engin Aksoy’un da belirttiği gibi, yapay zeka, sadece bir teknik yarış değil, aynı zamanda entelektüel bir uğraş. Bu nedenle, yapay zekayı etkili bir şekilde kullanabilen şirketler, gelecekte büyük bir avantaj elde edecek.

Sonuç

Yapay zeka, telekomünikasyon sektöründe büyük bir dönüşüm yaratıyor. Vodafone gibi şirketler, yapay zekayı etkin bir şekilde kullanarak, müşteri deneyimini iyileştiriyor, iş süreçlerini optimize ediyor ve kültürel dönüşümü gerçekleştiriyor. Bu süreçte, yapay zekayı etkili bir şekilde kullanan şirketler, gelecekte büyük bir avantaj elde edecek. Yapay zeka, sadece bir teknoloji değil, aynı zamanda bir iş dönüşümü olarak ele alınmalı ve bu dönüşüm, organizasyonların daha esnek ve yenilikçi olmalarını sağlayacak.

Paylaş:

Wise Hakkında